Medikaynak Search
Üye Ol Üye Giriş
Medikaynak Menü
Artboard
Medikaynak Rxmediapharma

Radyasyonun insan sağlığı üzerindeki etkilerine dair bilimsel sorular Çernobil kazası ve Japonya, Fukuşima'daki tsunami sonrası nükleer kaza ile yeniden ele alınmıştır.

Son yıllarda, DNA dizileme teknolojisindeki ilerlemeler sayesinde bu olayların radyasyon kaynaklı kanserlerin genomik özellikleri üzerindeki etkileri olay sonrası sağkalanlar üzerinde irdelenebilmektedir.

Radyoaktif maddelerin çevreye salınımı ekosistem ve yer altı sularının, topraktan elde edilen ürünlerin ve büyükbaş hayvanların kontaminasyonu ile sonuçlanmıştır.

Bu olayları takip eden çalışmalara göre, tiroid kanserinin risk artışı ile ilişkili olduğu bilinen radyoaktif iyot (I-131) konusunda özel bir endişe mevcuttur. Nükleer olaylardan sonra insanların I-131'ye maruz kalabileceği başlıca yol, kontamine tarlalarda otlayan sığırlardan elde edilen sütleri içmektir.

Radyasyon maruziyetinin ebeveynlerden çocuklarına geçebilecek genetik değişikliklerle sonuçlanıp sonuçlanmadığını belirlemek amacıyla, 1987 ile 2002 yılları arasında doğmuş 130 kişi, 105 ebeveyni ile birlikte tam genomlarını analiz etmek üzere yeni nesil DNA dizilimi ve diğer genomik karakterizasyon araçları kullanılmıştır.

Kalıtsal genetik değişimin de novo mutasyonlar olarak bilinen özel bir tipindeki artış için yetişkin çocukların genomları analiz edilmiştir. De novo mutasyonlar bir kişinin gametlerinde (sperm ve yumurta) rastgele ortaya çıkabilen ve yavrularına aktarılabilen, fakat ebeveynlerde gözlenmeyen genetik değişikliklerdir.

Çalışmada ebeveynin maruz kaldığı radyasyon maruziyeti aralığı için, kazadan 46 hafta ila 15 yıl sonra doğmuş çocuklarda de novo mutasyonların sayısı veya tipinde artışa dair tam genom dizileme verilerinden elde edilen herhangi bir kanıt bulunmamıştı. Bu çocuklarda gözlenen de novo mutasyon sayısı benzer özelliklerdeki genel popülasyona yüksek düzeyde benzerdi.

İkinci çalışmada, Çernobil nükleer kazasında yayılan radyoaktif iyottan (I-131) salınan iyonize radyasyona çocukken veya rahim içinde maruz kalan 359 kişide ve kazadan itibaren dokuz aydan daha uzun süre sonra doğan maruz kalmamış 81 kişide gelişen tiroid kanserlerindeki genetik değişiklikleri belirlemek amacıyla yeni nesil dizilimi kullanılmıştır.

İyonize radyasyondan salınan enerji DNA içindeki kimyasal bağları koparmakta, çeşitli hasar tiplerine yol açmaktadır. Yeni çalışma tiroid tümörlerindeki her iki DNA zincirindeki kopmaları kapsayan özel tipte DNA hasarının önemini vurgulamaktadır. DNA çift zincir kopmaları ile radyasyon maruziyeti arasındaki ilişki daha küçük yaşlarda maruz kalan çocuklar için daha güçlüydü.

Neredeyse tüm önemli gen değişimleri BRAF, RAS ve RET genleri dahil olmak üzere mitojen aktive protein kinaz (MAPK) yolağı olarak bilinen aynı sinyal yolağındaki genleri kapsamıştır. Etkilenen gen seti tiroid kanserine dair önceki çalışmalarda bildirilenlere benzerdir. Bununla birlikte, genlerdeki mutasyon tiplerinin dağılımında bir değişiklik gözlemlenmiştir. Özellikle Çernobil çalışmasında, çocukken daha yüksek radyasyon dozlarına maruz kalmış insanlarda oluşan tiroid kanserleri daha çok gen füzyonları ile ilişkiliydi (her iki DNA zinciri kopup, yanlış parçalar tekrar bir araya geldiğinde oluşuyordu), oysa radyasyona maruz kalmamış veya düşük radyasyon seviyelerine maruz kalmış kişilerde daha çok nokta mutasyonlar (bir genin ana parçasındaki tek baz çifti değişimleri) ile ilişkiliydi.

Bulgulara göre, DNA çift zincir kopmaları radyasyona maruziyeti takip eden erken bir genetik değişim olabilir ve tiroid kanserlerinin gelişimini tetikleyebilir.

İlk çalışmanın bulgularına göre, Japonya'da Fukuşima bölgesinin sakinleri gibi, Çernobil kazasıyla benzer veya daha düşük dozlarda radyasyona maruz kalmış nükleer felaket kurbanlarında iyonize radyasyonun etkilerinin en azından DNA yoluyla nesiller boyunca aktarılacağına dair kanıtlar ortaya koyulamamıştır.

Ancak, analizimizde incelenen ≤1 Gy doz aralığında iyonize radyasyon maruziyeti ile DNA çift zincir kopmaları arasındaki lineer ilişkiye dair bulgular ve DNA hasarı ile kanser riski üzerine kapsamlı bilimsel kanıtlar olmakla birlikte, DNA çift zincir kopmalarına yol açabilen başka mutajenler de mevcut olabileceğinden, radyasyon kaynaklı tümörleri diğer kanserlerden ayırt edebilecek güvenilir bir biyomarker henüz saptanamamıştır.

Radyasyon maruziyetinin nesilden nesile geçen olası etkileri ile ilgili gelecekteki araştırmalarda, özellikle döllenme döneminde daha yüksek akut doz maruziyeti çalışmaları bilgilendirici olabilir. Radyasyon kaynaklı kansere dair, özellikle doz ve yaşın riskte yaratacağı farklılıklar açısından bu çalışmalar temel oluşturmaktadır. İyonize radyasyon gibi tiroid kanser gelişimini başlatabilecek olaylar ve radyasyonun yol açtığı DNA çift zincir kopmalarının karsinogenez üzerindeki rolünün daha fazla araştırılması gerekmektedir.

Medikaynak Referanslar

Emily Henderson, B. (2021) Exploring the Genetic effects of Chernobyl Radiation, News-Medical.net. Available at: https://www.azolifesciences.com/news/20210513/Exploring-the-Genetic-effects-of-Chernobyl-Radiation.aspx (Accessed: 7 September 2021).

+ Tüm Referansları Göster
  1. Benzer İçerikler