Üye Girişi

Sağlık profesyonellerine özel hazırlanmış içeriklere erişebilmek için giriş yapmanız gerekmektedir. Henüz üye değilseniz lütfen üye ol seçeneğine tıklayın.

Giriş Yap Üye Ol
Şifremi Unuttum
Medikaynak Search
Üye Ol Üye Giriş
Medikaynak Menü
Üye Olun / Giriş Yapın Medikaynak Icon

İlk olarak Aralık 2019'da Çin'in Wuhan kentinden bildirilen şiddetli akut solunum sendromu koronavirüs-2 (SARSCoV-2) hastalığı 2019 (COVID-19), birkaç ay içinde dünyay yayılmakla birlikte birincil uluslararası önemi olan küresel bir sağlık acil durumu haline gelmiş ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından salgın ilan edilmiştir. Koronavirüsün dünya çapında yankıları devam etse de sosyal yaşam, eğitim ve ekonomi üzerinde yıkıcı etkilerle karşı karşıyayız. Ne yazık ki COVID-19, hastaların tedavi planlarını tanı aşamasında geciktirerek ve kronik hastalıklarla mücadele eden hastaların ziyaretlerinde aksamalara neden olarak sağlık sistemini de etkilemiştir. COVID-19'un önemli bulaşıcılığı, kaynağı ve bulaşma yolları, yaş ve cinsiyet farklılıkları, geniş klinik spektrumu ve karmaşık etiyopatogenezi, dünya çapında zor sorulara ve tartışmalara yol açmıştır.

Daha önce karşılaşılan koronavirüs türleri ile klinik ve moleküler düzeydeki benzerlikler ve şiddetli akut solunum sendromu (SARS 2002) ve Orta Doğu solunum sendromu (MERS 2012) salgınlarından yayınlanan veriler, mücadelenin erken dönemlerinde yol gösterici olmuş ve mevcut tedavi stratejisinin bel kemiğini oluşturmuştur. Bununla birlikte, COVID-19'un patogenezi ve ilişkili sitokin salınım sendromu, yani multisistem enflamatuar sendromu hakkında artan bilgiler, enfeksiyonun ve inflamasyonun kontrolsüz yayılmasını yönetmek için yeni tedavi yaklaşımlarını önermektedir. COVID-19 salgını sırasında, romatoloji pratiğinde halihazırda önemli rollere sahip olan birkaç ilaç,umut verici tedavi alternatifleri olarak ortaya çıkmıştır. Diğer yandan araştırmacılar, etiyopatogenezde doğuştan gelen bağışıklığın düzensizliği ve virüs konakçı etkileşimlerinin, immünosupresif durumda veya immünosupresif tedavi altındaki hastalar için büyük bir endişe kaynağı olduğunu belirtmişlerdir. Bu kanıtlar ışığında, romatizmal hastalığı olan hastaların tedavisine ilişkin olarak ilaç seçimi, başlanması, devam ettirilmesi veya kesilmesi , uygun doz ayarlamaları ve ilaç tedariğinde olası sorunlar açısından birçok soruyu gündeme getirmektedir. Mevcut kılavuzlar ortak bir yol çizmeye çalışmış olmasına karşın şüphesiz birkaç epidemiyolojik çalışmaya daha ihtiyaç bulunmaktadır.

Uygun hastaların tanısal dağılımı

Yapılan bu araştırmanın amacı, COVID-19’un immünosupresif tedavi altında çeşitli romatizmal hastalıkları olan çocuklar için bir risk oluşturup oluşturmadığına dair mevcut bilgileri daha da genişletmek olarak açıklanmıştır. Yapılan çalışmada 1 Mayıs 2020 - 20 Mayıs 2020 tarihleri arasında ebeveynlerle görüşmeler yapılarak telefon anketi uygulanmış olup anketin bağlantısını içeren bir mesaj eş zamanlı olarak telefonlarına gönderilmiştir. Hastaların tıbbi kayıtları, demografik veriler, klinik takip ve tedaviler hakkında bilgi toplamak için gözden geçirilmiş ve immünsüpresif tedavi altında takip edilen hastalara ulaşılmaya çalışılmıştır. Çalışma için uygun hastaların tanısal dağılımı, juvenil idiyopatik artrit (JIA), otoinflamatuar hastalıklar, bağ dokusu hastalıkları ve vaskülit şekilde olup tüm kohortta ortalama yaşın 12 ± 4.7 yıl ve %54.1'inin kadın olduğu bildirilmiştir. Araştırmacılar dokuz hastanın, COVID-19 değerlendirmesi için hastaneye katıldığını ve bunlardan 6'sının doğrulanmış vakalarla yakın temas halinde olduğunu belirtmişlerdir. Daha önce metotreksat reçete edilen ve pandemi sırasında leflunomid alan seronegatif poliartiküler JIA'lı bir hastanın COVID-19 tanısı aldığı belirlenmiş olup doğrulanmış vaka dahil hiçbirinde şiddetli semptom görülmemiştir. Hane halkı maruziyeti olan hastaların yarısından fazlası asemptomatik oldukları için hastaneye yatış gerektirmemiştir. Çalışmanın sonuçları, sosyal mesafe politikasına uyum, bulaşma modelleri, temastan sonraki tutum gibi durumların sonuçları etkilemiş olsa da, immünsüpresif tedavinin COVID-19 açısından ek bir risk oluşturmuyor gibi göründüğünü göstermiştir.

Medikaynak Referanslar

Koker O, Demirkan FG, Kayaalp G, Cakmak F, Tanatar A, Karadag SG, Sonmez HE, Omeroglu R, Aktay Ayaz N. Does immunosuppressive treatment entail an additional risk for children with rheumatic diseases? A survey-based study in the era of COVID-19. Rheumatol Int. 2020 Oct;40(10):1613-1623. doi: 10.1007/s00296-020-04663-9. Epub 2020 Aug 2. PMID: 32743705; PMCID: PMC7395897.

+ Tüm Referansları Göster
  1. Benzer İçerikler