Medikaynak Search
Üye Ol Üye Giriş
Medikaynak Menü
Üye Olun / Giriş Yapın Medikaynak Icon
Medikaynak Rxmediapharma

Depresyon günümüzde milyonlarca insanı etkileyen önemli bir sağlık sorunudur. Altta yatan mekanizması kısmen aydınlatıldıktan sonra tedavisi için de çeşitli alternatifler üretildi. Tüm alternatiflerle depresyon belirli oranlarda kontrol altına alınabilse de farklı tedavi alternatiflerine de ihtiyaç duyulmaktadır.

Uludağ Üniversitesi Farmakoloji Bilim Dalı’nda görev yapmakta olan Prof. Dr. Sinan Çavun ve ekibi depresyon tedavisinde potansiyel olarak etkili olabilecek bir molekül keşfettiler. İnsan vücudunda bulunan glisil-glutaminin (Gly-Gln) molekülü beta endorfinin yıkımıyla oluşabildiği gibi vücutta da sentezlenebiliyor. Bu molekülün depresyon tedavisinde etkisi olabileceğini tespit eden ekip Avrupa patentini aldı.

Prof. Dr. Sinan Çavun yapmış olduğu açıklamada depresyonun DSÖ verilerine göre, 2020'de iskemik kalp hastalıklarından sonra en sık yıkıma yol açacak ikinci hastalık olarak görüldüğünü belirtti. Çavun’a göre "Halen var olan tedavi seçenekleri, mevcut depresyonun hemen hemen yarısında ya cevap vermiyor ya da depresyonun yeniden tekrarlanmasına yol açıyor. O yüzden halen depresyonla ilgili etkin bir tedavi yöntemi yok. Yine mevcut ilaçların ciddi yan etkilere sahip olması, bu ilaçların kullanımını hekimler tarafından kısıtlayan bir olgu."

Sinan Çavun açıklamasını şu şekilde sürdürdü: "Bu çalışma sonucunda, glisil-glutaminin diye bir molekül bulduk. Bu, vücutta halihazırda var olan bir molekül. Rahatlatıcı, gevşetici hormon olarak bilinen B-endorfin'in parçalanmasıyla ortaya çıkıyor. Biz 2-3 yıl önce bunun serotonin düzeylerini artırdığını bulmuştuk. Bu buluştan sonra 'Acaba bu serotonin düzeylerindeki artış, depresyon tedavisinde etkili olur mu' diye bir soru belirmişti kafamızda. Buna bağlı olarak bölümümüzden ekip arkadaşlarımızla bir takım deneyler gerçekleştirdik. Deney hayvanlarında yapılan çalışmalar neticesinde, Glycyl-glutaminin'in etkisinin çok bariz bir şekilde depresyonu engellediğini ortaya koyduk. Bunun üzerine UÜ Teknoloji Transfer Ofisi'nin de katkılarıyla Türkiye Patent Enstitüsüne başvurduk ve bu girişim olumlu olarak sonuçlandı. Ardından Avrupa ve Amerika'ya patent girişiminde bulunduk. Geçtiğimiz günlerde Avrupa'dan patent onayı geldi."

Bundan sonraki basamak yapılacak olan, klinik çalışmalarla bu molekülün etkili ve güvenli bir molekül olduğunu kanıtlamak. Alınan Avrupa patenti Uludağ Üniversitesi’nin tarihinde alınan ilk patent olması sebebiyle çok önemli bir başarı.

  1. Benzer İçerikler