ÜYE OL ÜYE GİRİŞ
ÜYE OLUN / GİRİŞ YAPIN
RxMediaPharma

En Sık Kullanılan Omuz Cerrahisi Yöntemi Etkisiz Bulundu

Omuz sıkışma sendromunda kullanılan cerrahiyi değerlendiren çalışmada elde edilen bulgular işlemin gereksiz olduğunu gösteriyor.
04 Aralık 2018

Omuz problemleri oldukça yaygındır ve sağlık sistemi üzerine önemli bir yük getirmektedir. Tedavi gerektiren omuz ağrısının en yaygın tanısı omuz sıkışmasıdır ve en yaygın cerrahi tedavi anahtar deliği cerrahisi yoluyla dekompresyondur. İngiltere'de her yıl yaklaşık 21.000 ve Amerika Birleşik Devletleri'nde bunun on katı miktarda dekompresyon ameliyatı yapıldığı bilinmektedir.

FIMPACT adı verilen çalışmada, omuz sıkışma sendromunun cerrahi tedavisi plasebo cerrahisi ile karşılaştırıldı. İşlemden iki yıl sonra, çalışmanın katılımcıları, ameliyat edilen grupta da plasebo grubunda da eşit derecede az omuz ağrısına sahipti ve omuzlarının genel durumundan eşit olarak memnunlardı.

Bu araştırma, omuzdaki anahtar deliği dekompresyon cerrahisinin, hastaların semptomlarını fizyoterapiden daha iyi bir şekilde hafifletmediğini gösteren önceki randomize çalışmaları doğrulamaktadır. Bununla birlikte, paradoksal olarak, dekompresyon ameliyatlarının sayısı, ameliyatın semptomlar üzerindeki etkisinin kesin bir kanıtı olmamasına rağmen, önemli ölçüde artmıştır.

FIMPACT çalışmasında konservatif tedavi, fizyoterapi ve steroid enjeksiyonlarına rağmen en az üç ay boyunca persistan omuz ağrısından muzdarip olan 189 hasta vardı. Hastalar üç farklı tedavi seçeneğinden birini almak üzere randomize edildi. Bunlar, subakromiyal dekompresyon cerrahisi, plasebo cerrahisi (omuz ekleminin artroskopik muayenesini içeren fakat tedavi edici prosedürler içermeyen diyagnostik artroskopi) veya denetimli egzersiz terapisiydi. 

Üç Grupta Da Klinik Açıdan Benzer Sonuçlar

Çalışmanın başlamasından iki yıl sonra, hastalara omuz ağrısı ve yaşadıkları diğer semptomlar ile tedaviden ve sonuçlarından duydukları memnuniyetleri soruldu. Dekompresyon veya plasebo gruplarındaki hastalara ayrıca hangi grupta yer aldıklarını düşündükleri soruldu.

Genel olarak, omuz ağrısı, çalışmanın başlangıcından itibaren her üç grupta da önemli ölçüde iyileşti. Bununla birlikte, dekompresyon cerrahisi omuz ağrısına plasebo cerrahisinden daha fazla yarar sağlamadı.

Egzersiz terapisi alan grup da zaman içinde belirli oranda iyileşti, ancak bu iyileşme oranı dekompresyon cerrahisi alanlardan bir miktar daha azdı. Bu bulgu dekompresyon cerrahisini desteklemek için kanıt olarak yorumlanabilmesine rağmen, yazarlar klinik olarak anlamlı olacak bir fark görülmediğini belirtti.

Bu sonuçlar, bu tür cerrahinin bu en yaygın omuz şikayeti için etkili bir tedavi şekli olmadığını gösteriyor. Bunun neticesinde sonuç olarak, bu durumun tercih edilen tedavi yaklaşımında büyük değişikliklere yol açacağı düşünülüyor.

Referanslar

Paavola M, et al. Subacromial decompression versus diagnostic arthroscopy for shoulder impingement: randomised, placebo surgery controlled clinical trial. BMJ, 2018; k2860 DOI: 10.1136/bmj.k2860