ÜYE OL ÜYE GİRİŞ
ÜYE OLUN / GİRİŞ YAPIN
RxMediaPharma

Kanser Tedavisi Sırasında Glikoz Alımı Kısıtlanmalı Mı?

Yapılan yeni bir çalışmada, hiperaktif GLUT1 aracılı glikoz akışı ile dikte edilen SCC'ler arasındaki istisnai glikoz bağımlılığının tanımlanması amaçlandı.
01 Kasım 2019

Skuamöz hücreli karsinom (SCC), epitelinin skuamöz hücrelerinden kaynaklanan büyük bir malignite sınıfıdır ve dünya genelinde yılda bir milyondan fazla kanser ölümünden sorumludur. Bazı kanserler için moleküler hedefli tedaviye yönelik eğilime rağmen, SCC hastaları, henüz bu hastalıkla ilgili tespit edilebilmiş zayıf noktaların bulunmamasından dolayı bu gibi terapötik seçeneklerin uygulanmasından çok az fayda sağlamıştır. Aksine, onlarca yıllık platin bazlı kemoterapi veya radyasyon rejimleri hala birinci basamak tedavi seçenekleri olmaya devam etmekte ve bu nedenle SCC'nin benzersiz özelliklerine sınırlı özgüllüklerini korumaktadır. SCC'ler çeşitli anatomik bölgelerin tabakalı epitel katmanlarından kaynaklanır. SCC'lerin ortaya çıktığı dokuların benzersiz mikro-çevre ipuçlarına rağmen, SCC'lerin çoğu, önemli transkripsiyon düzenleyicileri p63 ve SOX2'yi içeren 3q kromozomunun amplifikasyonu gibi ortak onkogenik anormallikleri paylaşır.

Yapılan yeni bir çalışmada, hiperaktif GLUT1 aracılı glikoz akışı ile dikte edilen SCC'ler arasındaki istisnai glikoz bağımlılığının tanmlanması amaçlandı. Mekanik olarak, skuamöz soy transkripsiyon faktörleri p63 ve SOX2, SLC2A1'in intronik arttırıcı kümesini harekete geçirir. Yüksek glukoz akışı NADPH ve GSH'yi besler, böylece SCC tümörlerinde antioksidan kapasiteyi yükseltir. Ketojenik diyet ile sistemik glukoz kısıtlaması ve SGLT2 inhibitörü ile renal glukoz yeniden emiliminin inhibe edilmesi, intratumoral oksidatif stres ve tümör büyümesinin inhibisyonunu hızlandırır. Ayrıca, kan glukozunun azaltılması, SCC hücrelerinde PI3K / AKT sinyalini baskılayan kan insülin seviyelerini düşürür.

SCC’de Yüksek Glikoz Bağımlılığı

Uzmanlara göre glikozun sınırlandırılması ile sadece besin kazanımı etkilenmez, aynı zamanda, skuamöz onkogeniklik için gerekli olan metabolik, antioksidan ve tümör-içsel büyüme sinyalleme yollarını baskılayan derin bir sinerjik etki de potansiyel olarak önlenebilir. SGLT2 inhibisyonunun, diyabetik olmayan insanlarda ve CAG ile tedavi edilmiş farelerde klinik hipoglisemi olmadan iyi tolere edildiği göz önüne alındığında, FDA onaylı anti-diyabetik SGLT2 inhibitörlerinin tekrar kullanılması, mevcut tedavilerle güvenli ve etkili bir terapötik strateji kombinasyonu olarak izlenebilir ve terapötik olarak translasyona tabi tutulabilir. Araştırmacılara göre bu yaklaşım skuamöz kanserler ve SCC hastaları için terapötik çıktıların iyileştirilmesinde umut verici olabilir.

Araştırmacılar, bu araştırmaları ile, klinik olarak, SCC hastaları arasında kan glukoz konsantrasyonu ile arasında düşük sağkalımlara sebebiyet verebileceğine ilişkin güçlü bir korelasyon olduğunu gösterdiklerini belirttiler. Kısaca özetlemek gerekirse bu çalışma SCC'nin istisnai glikoz bağımlılığını tanımlamakta ve SCC’yi sistemik glikoz kısıtlaması ile güçlü bir şekilde etkilenebilecek, savunmasız bir kanser türü olduğunu öne sürmektedir.

Referanslar

Hsieh MH et al. p63 and SOX2 Dictate Glucose Reliance and Metabolic Vulnerabilities in Squamous Cell Carcinomas. Cell Rep. 2019 Aug 13;28(7):1860-1878.e9.