ÜYE OL ÜYE GİRİŞ
ÜYE OLUN / GİRİŞ YAPIN
RxMediaPharma

Karaciğer Yağlanması ile Osteoporotik Kırıkların İlişkisi Araştırıldı

Araştırmacılar, alkolik olmayan yağlı karaciğer hastalığının (NAFLD) erişkinlerde kemik mineral yoğunluğu (BMD) ve osteoporotik kırık riski üzerindeki etkisini incelediler.
04 Temmuz 2019

Araştırmacılar, alkolik olmayan yağlı karaciğer hastalığının (NAFLD) erişkinlerde kemik mineral yoğunluğu (BMD) ve osteoporotik kırık riski üzerindeki etkisini incelediler. Bununla birlikte, NAFLD'nin kemik sağlığını olumsuz şekilde etkileme derecesi belirsizliğini korumaktadır. Bu meta-analiz, görüntüleme ile tanımlanmış veya biyopsi ile kanıtlanmış NAFLD'nin, orta yaşlı ve yaşlı bireylerde (esas olarak Çinli erkeklerde) düşük BMD ile kendisinin bildirdiği bir osteoporotik kırık öyküsü ile ilişkili olduğunu göstermektedir. NAFLD, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde en yaygın karaciğer hastalığıdır ve genel popülasyondaki yetişkinlerin en az %25 ila %30'unu etkilediği tahmin edilmektedir. NAFLD, yalnızca karaciğer ile ilişkili morbidite ve mortalite ile değil aynı zamanda kardiyovasküler hastalıklar ve diğer ekstrahepatik hastalıklar (örneğin, tip 2 diyabet, kronik böbrek hastalığı ve kolorektal kanser) gelişme riski ile de ilişkilidir.

Osteoporoz, düşük BMD ve kemik mikro mimarisinde bozulma ile karakterize, kemik kırılganlığında artış ile kendini gösteren bir iskelet hastalığıdır. Osteoporoz, ilerleyen yaşta kümülatif kırık oranlarının yüksek olması nedeniyle halk sağlığı problemidir. Özellikle, kalça kırığı yüksek sağlık maliyetleri ile birlikte artan morbidite ve mortalite riskiyle güçlü bir şekilde ilişkili olduğundan, tüm osteoporotik kırıkların en ciddi olanıdır. Bu nedenle, osteoporoz için yeni ve potansiyel olarak değiştirilebilir risk faktörlerinin belirlenmesi klinik pratikte önemli bir konudur.

Karaciğer Yağlanması Kemik Kırığı Riskini Arttırıyor

Son zamanlarda, NAFLD ve osteoporoz arasında olası bir ilişkinin varlığı, önemli bir bilimsel ilgi yarattı. Birçok gözlemsel kesitsel veya vaka kontrol çalışması, orta yaşlı ve yaşlı bireylerde görüntüleme tanımlı veya biyopsi ile kanıtlanmış NAFLD ve BMD ölçümü arasındaki ilişkiyi incelemiştir. Bununla birlikte, bu tür çalışmalardan elde edilen bulgular şu ana kadar tutarsız ve çelişkili olmuştur. Bazı çalışmalar NAFLD ile azalan BMD arasında, özellikle de Çinli erkeklerde önemli bir ilişki olduğunu bildirirken, bazılarında NAFLD ile artan BMD arasında önemli bir ilişki olduğunu bildiren çalışmalar da mevcuttur. Ayrıca, düşük BMD ile NAFLD'nin ciddiyeti arasında bir ilişki olup olmadığı da belirsizliğini korumaktadır.

Son zamanlarda, Çinli orta yaşlı ve yaşlı bireylerin bazı büyük kesitsel çalışmaları da, ultrason tanısı almış NAFLD'nin yaşlı erkeklerde, kendisinin bildirdiği bir osteoporotik kırık öyküsü ile önemli derecede ilişkili olduğunu göstermiştir. Genel olarak, mevcut bulgular, literatürde mevcut olan tek meta-analizin sonuçlarını ~25 kat arttırılmış bir örneklem büyüklüğü ile desteklemekte ve daha da genişletmektedir. Bununla birlikte, NAFLD ile osteoporoz riski arasındaki ilişkiyi ele almak için uzun vadeli ve iyi tasarlanmış ileri çalışmalara ihtiyaç vardır. Şu anda NAFLD'nin osteoporotik kırık riskini arttırabileceğine dair biyolojik olarak kabul edilebilirlik kanıtı ortaya çıkmıştır. Gerçekten de, NAFLD (özellikle çeşitli seviyelerde hepatik fibrozisli alkolik olmayan steatohepatit [NASH]) insülin direncini şiddetlendirebilir ve sitokinlerin ve kemik demineralizasyonunu ve osteoporozu teşvik edebilen moleküllerin salınmasına neden olabilir. NAFLD şiddetine göre çeşitli iskelet bölgelerinde BMD'de anlamlı ve tutarlı bir farklılık göstermemesine rağmen, sirozlu hastalarda, özellikle de alkolik sirozlu veya ilerlemiş kolestatik karaciğer hastalığı olanlarda osteoporozun sık görülen bir komplikasyon olduğu bilinmektedir. Bu klinik ortamda, ana risk faktörleri hastalık şiddeti, yaşlılık ve kolestaz süresidir. NAFLD'de osteoporoz riski ile ilgili çelişkili literatür ve NAFLD'yi hem osteoporoz hem de uzun vadeli kırık riski ile ilişkilendiren temel biyolojik mekanizmalarla ilgili ortaya çıkan veriler göz önüne alındığında meta-analizin konusunun klinik olarak anlamlı olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak, gözlemsel çalışmaların (ağırlıklı olarak Asya etnik kökene sahip orta yaşlı ve yaşlı bireyleri içeren) bu kapsamlı meta-analizinin sonuçları, görüntüleme veya histoloji ile tespit edilen NAFLD'nin, bildirilmiş bir osteoporotik kırık öyküsü ile önemli ölçüde ilişkili olduğunu göstermektedir.

Referanslar

Non-alcoholic Fatty Liver Disease Is Associated With a History of Osteoporotic Fractures but Not With Low Bone Mineral Density Alessandro Mantovani; Marco Dauriz; Davide Gatti; Ombretta Viapiana; Giacomo Zoppini; Giuseppe Lippi; Christopher D. Byrne; Fabrice Bonnet; Enzo Bonora; Giovanni Targher Aliment Pharmacol Ther. 2019;49(4):375-388.