ÜYE OL ÜYE GİRİŞ
ÜYE OLUN / GİRİŞ YAPIN
RxMediaPharma

Kendi Teşhisinizi Hastalarla Paylaşmalı mısınız?

Minnesota, Minneapolis'te birinci basamak doktoru olan Dr. Heather Thompson Buum, göğüs kanseri yolculuğunu bazı hastalarıyla paylaşma kararının, uygulamasına ve kişisel yaşamına yeni bir dinamik getirdiğini söylüyor.
30 Ekim 2019

Minnesota, Minneapolis'te birinci basamak doktoru olan Dr. Heather Thompson Buum, göğüs kanseri yolculuğunu bazı hastalarıyla paylaşma kararının, uygulamasına ve kişisel yaşamına yeni bir dinamik getirdiğini söylüyor.

Minnesota Üniversitesi'nden olan Thompson, 11 Mart'ta Aile Hekimliği Dergisi'nde çevrimiçi yayınlanan bir makalede “Tecrübelerimi başkalarına yardım etmek için kullanabilmek son derece yararlı oldu.“ diye belirtiyor.

Meme kanseri olan hastalarıyla empati kurabildiğini ve aynı fiziksel ve duygusal yükselmeler, aksilikler ve ilaç yan etkilerinden bazılarını yaşadığını bilmelerini istediğini ve onlarla paylaştığını söyledi.

Açıklıklığın hastanın doktor rolüne ilişkin zihinindeki kavramına insaniyet ve kırılganlık ekleyebileceğini, ayrıca kendisine açılan hastalardan kişisel olarak faydalandığını da sözlerine ekledi.

Hikayesini paylaştığında, hastaların davranışlarının değiştirdiğini gözlemlediğini belirtiyor. “Muayene odasında, gözle görülür bir şekilde rahatlıyorlar; gözlerindeki panik dağılıyor, çatık kaşları gevşiyor, sıkılmış çene gevşeyip yerini hafif bir gülümsemeye bırakıyor.” diye yazıyor.

Peki Ya Çok Fazla Bilgi?

Ancak, hangi hastalarına söyleyeceğini ve ne kadar bilgi paylaşacağını belirlemek konusunda hala zorlandığını kabul ediyor. Kişinin gizlilik konusunda hassas biri gibi görünüp görünmediğini veya profesyonel bir mesafeyi korumak isteyebileceğini düşünerek ipuçlarını aradığını söylüyor.

Bununla birlikte, onun açıklamaları meme kanseri hastalarının ötesine de geçiyor. Örneğin, diğer hastaların da sağlık sistemi ile ilgili sıkıntıları olduğunda kişisel deneyimlerini paylaşabilir ve empati kurabilir halde oluyor. Ancak kişisel bilgilerin paylaşılması ile ilgili tıbbi literatürün karışık olduğunu da kabul ediyor. "70'lerinin sonlarında veya 80'lerinin başında olan meslektaşlarımdan bazıları hatırlayacaktır, eğitimdeyken, açıkça kilinisyenlere hastayla özdeşim kurmamaları söylendi, çünkü klinisyenin değerlendirmesini ve nesnelliğini etkileyebilir deniliyordu." şeklinde konuşuyor.

Ayrıca içinde bulunduğumuz sosyal medyadaki açıklık çağında ve tıbbi eğitimdeki değişikliklerin varlığında bir hastanın bir doktordan duymak istediği şeylerin nesillerindeki inançlarıyla uyumlu olduğunun hatırlanmasının önemli olduğunu vurguluyor.

Deneyimini paylaşmanın değerlendirmesini etkilediğine inanmadığını fakat tartışmaya açık olduğunu söylese de hastalar üzerinde olumsuz bir etki görmediğini söyleyerek ekliyor, “Umarım hastalarım buna empatinin nihai bir ifadesi olarak bakarlar”.

2016 yılında teşhisi konduğunda, Thompson kendi hastanesinde seçtiği bakım ekibi, hastalarının kendisi için seçeceği bakımı aldıklarını bilmelerine yardımcı oluyor. Bir hasta ile uzun süredir devam eden bir ilişkiye sahip olmasının hikayesini paylaşma kararını etkileyebileceğini söylüyor -  bazı hastalarına 15 yıldan fazla bir süredir tedavi hizmeti sunuyor.

Paylaşmanın muhtemel bir dezavantajı, kanseri geri dönen veya ilerleyen bir hastanın durumunu, kurtulan bir hekimin durumu ile makul bir şekilde karşılaştırabilmesi, ancak kanserli hastaların ve ailelerinin, her hastada kanserin farklı şekilde tezahür ettiğini iyi bildiklerini de ekliyor.

Güç Dengesizliği

Bellevue Edebiyat Dergisi'nin yazarı ve editör yardımcısı olan New York Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde doktora yapan Danielle Ofri, düşünülmesi gereken bir başka şeyin olduğunu söylüyor: Doktorlar bu tür bilgileri bir hastayla paylaşmaya karar verdiklerinde dikkate almaları gereken doğal güç dengesizliği.

“Hastalar 'Hayır, lütfen bana söyleme!' demeyecekler.” şeklinde yorum yaptı.

"Tabi ki bazı durumlarda, paylaşımın yararı açıktır. Örneğin, bir doktor hastayla aynı prosedür veya yapılan bir testten geçerse ve bununla ilgili korkuları hissedebiliyorsa bu konudaki paylaşımlar faydalı olabilir." diyerek açıkladı.

Fayda ve zarar analizini iyi yapmak gerektiğini vurgulayan Ofri, "Yaşamının sonu gelmiş birine verilen bakım, sevilen birine konulan kötü bir teşhis ya da çok sevilen birinin kaybı gibi çok faktörlü durumlarda paylaşımanın yararı biraz bulanıklaşır." dedi.

Ofri ayrıca, elbette hamilelik gibi bazı durumların da hastalardan saklanamayacağını belirtti. Hamileyken, hastaların kendi gebeliklerinden ve ebeveynliklerinden tavsiye verdikleri için mutlu ve gururlu olduklarını söyledi.

“Odada uzman olmaktan hoşlanıyorlardı, ben de, onların tavsiyelerini almaktan mutlu oluyordum.” dedi.

Yaşlanan babasına bakarken, bunu kendine saklamaya karar verdiğini, kısmen bu hikayeyi anlatmadan da empatik olabileceğini düşündüğü için bunu paylaşmamaya karar verdiğini söyledi. Ayrıca paylaşmamasının ardındaki bir diğer neden de hastaların bu durumu öğrendiklerinde kendilerini bir şeyler yapmak zorunda hissedebileceklerini, ona hediye vermek isteyebileceklerini, ki bu bir çok kültürde çok yaygın bir gelenek, dolayısıyla bu tarz bir durumdan uzak istemesiydi.

Son olarak  “Yol gösterici bir soru; bu benim hastam için faydalı mı? Cevap ‘olabilir’ ise tamam, ancak olmadığını düşünüyorsanız açıklamamak en iyisi.” dedi. “Onlara bir kere söylediğinde geri alamazsın.”

 

Referanslar

Sharing My Diagnosis: How Much is Too Much? Heather A. Thompson Buum, MD http://www.annfammed.org/content/17/2/173.full