Medikaynak Search
Üye Ol Üye Giriş
Medikaynak Menü
Üye Olun / Giriş Yapın Medikaynak Icon
Artboard
Medikaynak Rxmediapharma

Yapılan çalışmalar kolorektal kanserin (CRC), 2012 yılında dünya çapında 1.36 milyon yeni hasta ve 694.000 ölüme neden olan üçüncü en sık teşhis edilen kanser olduğunu göstermiştir. Son yıllarda, CRC'deki birincil tümör lokasyonunun etkisi, sol ve sağ CRC'de değişken hastalık özellikleri gösteren çok sayıda araştırma grubu tarafından yoğun bir şekilde incelenmiştir. Bilim insanları kolonun sağ ve sol kısmındaki bölünmenin, embriyolojik kökenine dayandığını belirtmişlerdir. Kolonun sağ kısmı orta bağırsaktan, sol kısmı ise arka bağırsaktan kaynaklanmakla birlikte kolonun her iki kısmı arasındaki embriyolojik sınır, enine kolonun proksimal üçte ikisinde bulunmaktadır. Çoğu araştırmacı, sol ve sağ taraftaki tümörler arasındaki sınır çizgisi olarak dalak bükülmesini kullanmaktadır. Bu şekilde sağ kısım ek, çekum, yükselen kolon, hepatik bükülme ve enine kolonu içerirken, sol kısım dalak bükme, inen kolon, sigmoid ve rektumdan oluşmaktadır. Bununla birlikte, bazı çalışmalarda, enine kolon tümörleri, bunların sağ taraflı olarak sınıflandırılması tamamen doğru olmadığı için hariç tutulmuştur. Benzer şekilde, bazı yazarlar rektal kanserleri üçüncü bir ayrı grup olarak sınıflandırır ve bu nedenle rektal kanserleri sol taraftaki CRC'den hariç tutulmaktadır. Ancak Price ve meslektaşları sol kolon kanseri ve rektum kanseri için benzer sonuçlar bildirmiş ve kombine analizlerin uygun olduğunu önermiştir. Çeşitli çalışmalar, kolonun sol tarafından köken alan tümörleri olan hastaların, tüm CRC aşamalarında kolonun sağ tarafından köken alan tümörlere göre önemli ölçüde daha iyi prognoza sahip olduklarını ikna edici bir şekilde göstermiştir. Bu nedenle, tümör konumu, alınan tedaviden bağımsız olarak genel kanser sonucu hakkında bilgi sağladığı için CRC'de prognostik bir değere sahiptir. Öte yandan bilim insanları prediktif değerinin, belirli bir tedaviye yanıt olasılığı hakkında bilgi sağladığını ve bu nedenle tedavi kararlarının optimize edilmesine yardımcı olduğunu belirtmişlerdir. Son zamanlarda, farklı araştırma grupları, metastatik CRC'de (mCRC) tümör konumunun prediktif değerini incelemiştir. Birçok araştırmacı, antivasküler endotelyal büyüme faktörü (anti-VEGF) ve anti-epidermal büyüme faktörü reseptörü (anti-EGFR) tedavilerinin etkisini tahmin etmede birincil tümör konumunun potansiyelini belirlemek için geriye dönük alt grup analizine dönmüştür. Bununla birlikte, çalışma sonuçlarının karşılaştırılması, tedavideki heterojenlik ve moleküler ve patolojik özellikler hakkında sınırlı bilgi nedeniyle engellenmektedir, bu nedenle henüz resmi bir sonuç çıkarılamamıştır.

Birincil tümörün spesifik konumu

Araştırmacılar tümör taraflılığının halihazırda yoğun çalışma yapılan bir konu olmasına rağmen, bu alandaki en son gelişmelere genel bir bakış sağlamak için yeni bir sistematik incelemenin eksik olduğuna dikkat çekmişlerdir. Bu nedenle, bu derlemenin amacını, mCRC'de primer tümör konumunun tahmin değerini inceleyen en son çalışmalara kapsamlı bir genel bakış sağlamak ve tedaviye yanıttaki farklılıkla ilişkili olabilecek biyobelirteçleri tartışmak olarak açıklamışlardır. Bu sınırlamalara rağmen, mevcut kanıtların üstünlüğü, birincil tümör konumunun mCRC'deki tedavilere yanıt vermeyi etkilediğini göstermektedir. Bununla birlikte araştırmacılar, yanıtta bu farklılığa neden olan karmaşık moleküler mekanizmaların hala belirsizliğini koruduğunu belirtmişlerdir. Tümör lokasyonuna göre tabakalandırılmış randomize çalışmaların olmaması nedeniyle verilerin dikkatle yorumlanması gerekmesine rağmen, sol taraflı CRC'li hastalarının, sağ taraflı CRC'li hastalara göre anti-EGFR tedavisinden daha fazla fayda görüyor gibi görünmekte olduğu bildirilmiştir. CRC'de gelecekteki klinik çalışmaların, birincil tümörün spesifik konumu dikkate alınarak, bir değişken olarak yanlılık kullanılarak ileriye dönük olarak tabakalandırılması gerekecektir. Ayrıca, belirli tedavilere yanıt veren spesifik alt grupların tanımlanmasına olanak sağlamak ve optimal tedavi stratejisini belirlemek için potansiyel biyobelirteçlerin rolünün açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Araştırmacılar tedavi algoritmalarının, tedaviye farklı yanıtlara neden olan altta yatan mekanizmalara dayanması gerektiğine dikkat çekmişlerdir. Son olarak araştırmacılar yalnızca bu temel mekanizmaları tanımlayarak, hastalara mümkün olan en iyi kişiselleştirilmiş terapinin sağlanabileceğini belirtmişlerdir.

Medikaynak Referanslar

Boeckx N, Janssens K, Van Camp G, Rasschaert M, Papadimitriou K, Peeters M, Op de Beeck K. The predictive value of primary tumor location in patients with metastatic colorectal cancer: A systematic review. Crit Rev Oncol Hematol. 2018 Jan;121:1-10. doi: 10.1016/j.critrevonc.2017.11.003. Epub 2017 Nov 7. PMID: 29279095.

+ Tüm Referansları Göster
  1. Benzer İçerikler