ÜYE OL ÜYE GİRİŞ
ÜYE OLUN / GİRİŞ YAPIN
RxMediaPharma

Periferik Arteriyel Hastalığa Sahip Hastalarda Böbrek Nakli Bekleme Listesindeyken ve Nakil Sonrasında ki Mortalite Oranları Araştırıldı

Amerika’dan araştırmacılar renal veri sistemini kullanarak periferik arteriyel hastalığa sahip kişilerdeki nakil beklerken ve nakil sonrasında ki ölüm oranlarını araştırdılar.
23 Mart 2016

Periferal arteriyel hastalık (PAH), son dönem böbrek yetmezliğine (SDBY) sahip hastalarda, özellikle de diyabeti olanlarda en yaygın görülen ve güçten düşürücü hastalıklardandır. SDBY sahip hastalarda PAH için risk faktörlerinin arasında üremi, hiperparatiroidi, vasküler kalsifikasyon ve kronik enflamasyon ile ilişkili olabilen, koroner arter hastalığı, hipertansiyon, hiperlipidemi, sigara kullanımı ve diyabet gibi durumlar sayılabilir.

Böbrek transplantasyonu, SDBY’ye sahip hastalarda yaşam kalitesini ve sağ kalımı arttırmak için tercih edilen bir tedavi yaklaşımıdır. PAH‘nin greft ve transplantasyon sonuçları üzerinde ki etkisini araştıran geniş çaplı bir araştırma yoktur. PAH’ye sahip hastalarda immünsüpresyonun zararlı olabileceği belirtilmektedir. Transplantasyon için bekleyen hasta sayısına göre daha az sayıda uygun organ bulunabildiğinden trasnplantasyon listelerinde bekleme süreleri artmıştır.  Eşlik eden hastalıkların artması transplantasyona ihtiyacı da arttırmaktadır. Daha önce PAH’ye sahip böbrek transplantasyon alıcılarında kardiyovasküler riskin daha fazla ve greft sonuçlarının daha kötü olduğu gösterilmiştir. PAH’ye sahip kişilerde sebebi ne olursa olsun ölüm oranı PAH’ye sahip olmayanlara göre %3’e %6,2 ile daha yüksek bulunmuştur. Bununla birlikte literatürde PAH’nin transplantasyon üzerine etkisinin diyalize ya da takibe devam etmeye göre nasıl olduğuna dair bir veri yoktur.

Amerika’dan bir grup araştırmacı PAH’ye sahip hastalarda transplantasyon sonrası artmış mortalite ve kardiyovasküler risk buldukları daha önceki çalışmalarından yola çıkarak, PAH’ye sahip hastalarda transplantasyon sonrasında sağ kalımda bir iyileşme olmadığını iddia ettiler. Araştırmacılar çalışmalarında Amerika Birleşik Devletleri Renal Veri Sistemi’ni (ABDRVS) kullanarak 2001-2007 yılları arasındaki diyaliz hastalarını kullandılar. 70 yaşından küçük PAH hastalarını çalışmalarına dahil ettiler. Bu hastaları bekleme listesindekiler, grefti kadavradan alan alıcılar ve grefti canlı donörden alan alıcılar olmak üzere üç gruba böldüler. Bu grupları da yaşa göre faklı alt gruplara ayırdılar. Mortalite farklılıklarını karşılaştırmada zaman bağımlı Cox regresyon modellerini kullandılar.

Araştırmacılar verileri incelediklerinde kriterleri karşılayan PAH’li 23,699 diyaliz hastası tanımladılar. Bunların sadece %16,7’si (3964 kişi) bekleme listesindeydi ve %8,9’una  (2121 kişi) transplantasyon yapılmıştı. Transplantasyon yapılanların 793’ü organı canlı donörden ve 1328’i kadavradan almıştı. Araştırmacılar, canlı donörden greft alan grupta herhangi bir zamanda ki hasta sağ kalımının bekleme listesindekilere göre dikkat çekici şekilde daha iyi olduğunu gördüler. Kadavradan greft alan hastalarda ise bekleme listesindekilere göre ilk bir yılda ki mortalite oranları daha yüksekken, 1 yıldan sonra bekleme listesindekilerinki ile farklı değildi. Kadavradan greft alan grubun içinde, etkileyen diğer faktörler elimine edildiğinde ölüm için rölatif risk, daha önce ampütasyon gerektiren şiddetli vasküler hastalığa sahip olanlarda dikkat çekici şekilde daha yüksek bulundu.

Araştırmacılar sonuçları değerlendirdiklerinde, PAH’ye sahip hastalarda kadavradan alınan organ ile transplantasyonun bekleme listesinde olanlardan sağ kalım bakımından daha fazla avantaj sağlamadığını gördüklerini belirttiler. 

Referanslar

Brar et al. Mortality on the Kidney Waiting List and After Transplantation in Patients With Peripheral Arterial Disease: An Analysis of the United States Renal Data System, Transplantation Proceedings, January–February, 2016 Volume 48, Issue 1, Pages 15–20