Medikaynak Search
Üye Ol Üye Giriş
Medikaynak Menü
Üye Olun / Giriş Yapın Medikaynak Icon

Uzmanlar perinefrik boşluğu, retroperitonun önemli bir anatomik kompartmanı olduğunu belirtmişlerdir. Perinefrik yağın görünümündeki ve hacmindeki değişiklikler, altta yatan hastalık süreçlerinin veya metabolik riskin göstergesi olabilmekle birlikte bu boşluğun ihlali, renal hücreli karsinomun (RCC) evrelendirilmesinde önemli etkilere sahiptir. Ayrıca, esas olarak perinefrik boşluğu ilgilendiren hastalıklar, karın ve pelviste en ilginç ve çeşitli tanılardan bazılarını kapsamaktadır. Bilim insanları, özellikle manyetik rezonans görüntülemede (MRG) radyolojik tanımlama ve karakterizasyonun kritik olduğunu ve birçok durumda bir görüntüleme teşhisini önerebildiğini belirtmişlerdir. MRI’nın, lezyon karakterizasyonu için bilgisayarlı tomografiye (BT) göre daha iyi doku kontrastı, mikro ve makroskopik yağ içeriğinin belirlenmesi ve daha iyi doku karakterizasyonu için çok çeşitli puls dizileri gibi çok sayıda avantaja sahip olduğu bildirilmiştir.

Uzmanlar, radyologların, hastalıkların spektrumuna ve görüntüleme özelliklerine aşina olmaları gerektiğine dikkat çekmişlerdir. Öncelikle perinefrik boşluğu ilgilendiren hastalıklar için ayırıcı hususlar böbreğin kendisinden kaynaklananlardan farklı olmakla birlikte, değişken görüntüleme özellikleri göstermekte ve yorumlayarak tanımlama ve karakterizasyon gerektirmektedir. Lenfanjiyomlar, manyetik rezonans görüntülemede tespit edilebilen, lipid yüklü şil içerebilen konjenital kistik lezyonlar olarak tanımlanmıştır. Retroperitoneal fibrozis, Erdheim-Chester hastalığı ve lenfoma, bir perinefrik yumuşak doku kabuğu olarak mevcut olabilmektedir. Kemikli bulgular Erdheim Chester lehine, üreterik obstrüksiyon retroperitoneal fibrozu ve ilişkili lenfadenopatiyi kitle etkisi ile desteklemesine karşın komşu yapıların invazyonu olmaksızın lenfomayı desteklediği bildirilmiştir. Ekstramedüller hematopoez ve kahverengi yağ stimülasyonunun her ikisi de, zıt faz T1 ağırlıklı (W) görüntülerde sinyal düşüşü ile karakterize edilmekle birlikte ilki şiddetli anemiden kaynaklanmakta ve ikincisi, özellikle feokromositoma durumunda, yüksek serum katekolaminleri bağlamında olduğu belirtilmiştir. Bilim insanları liposarkomun, retroperitonun en sık görülen birincil sarkomu olduğunu belirtmişlerdir. Metastazlar nadir olmasına karşın diğer primer malignitelerin yanı sıra melanomda da görülebilmektedir. Artmış T1W sinyal hiperintensitesi, melanom metastazları ve hematomlar için tipik olmakla birlikte apseler, belirgin difüzyon kısıtlamasıyla birlikte merkezi olarak güçlenmeyen sıvıyı göstermektedir.

Retroperitonun anatomisi

Yapılan bu çalışma, perinefrik boşluğun, perinefrik boşluğun patolojik durumlarının bir derlemesini ve MRG'ye vurgu yaparak kesitsel görüntüleme kullanarak görüntüleme ve tanıya yönelik bir yaklaşımı sunmaktadır. MR, BT'ye kıyasla daha iyi doku karakterizasyonu, güçlendirme kinetiğinin değerlendirilmesi ve intralezyonel yağın saptanmasını sağlamakla birlikte araştırmacılar bazı durumlarda kesin tanı için klinik ve laboratuvar korelasyonu veya doku örneklemesi gerekebileceğini belirtmişlerdir.

Retroperitonun anatomisini anlamanın, uygun bir ayırıcı tanı oluşturmanın anahtarı olduğu bildirilmiştir. Perinefrik boşluk, RCC evrelemesinde sınırları kritik olan önemli bir anatomik bölme olmakla birlikte perinefrik yumuşak doku bükümü, altta yatan böbrek patolojisini ifade edebilmektedir. Ayrıca uzmanlar, esas olarak perinefrik boşluğu ilgilendiren hastalıkların, böbreğin kendisinden kaynaklanan hastalıklardan çok farklı tanısal değerlendirmeler sağladığını belirtmişlerdir. Bu hastalık süreçlerine ve bunların görüntüleme görünümlerine aşinalık, en doğru teşhis bilgisinin sağlanması için kritik öneme sahip olmakla birlikte MRG, daha iyi doku kontrastı ve doku bileşiminin daha fazla ayrımı nedeniyle lezyon karakterizasyonunda özellikle yararlı olabilmektedir. Ayırıcı tanıyı daraltmada özellikle yararlı olabilecek özellikler arasında T1 / T2 sinyal özelliklerinin, intralezyonel yağ varlığı ve kontrastlanma kinetiği sayılabileceği bildirilmiştir. Sonuç olarak araştırmacılar klinik geçmişle korelasyon ve laboratuvar bulgularının bazı durumlarda tanıyı kesinleştirmeye yardımcı olabilmesine karşın görüntüleme takibi veya doku örneklemesinin gerekebileceğini belirtmişlerdir.

Medikaynak Referanslar

Chung AD, Krishna S, Schieda N. Primary and secondary diseases of the perinephric space: an approach to imaging diagnosis with emphasis on MRI. Clin Radiol. 2021 Jan;76(1):75.e13-75.e26. doi: 10.1016/j.crad.2020.06.022. Epub 2020 Jul 22. PMID: 32709392.

+ Tüm Referansları Göster
  1. Benzer İçerikler