Medikaynak Search
Üye Ol Üye Giriş
Medikaynak Menü
Üye Olun / Giriş Yapın Medikaynak Icon

Kolorektal kanser (KRK), her yıl teşhis edilen bir buçuk milyondan fazla yeni vaka ile dünyadaki en yaygın üçüncü kanserdir. Teşhis edilen evre II hastaların yaklaşık %20'si cerrahiden sonra nüks yaşar. Henüz relaps riski olan evre II hastaları tanımlayan bir belirteç yoktur. Bu nedenle, bu özel ortam için prognostik biyobelirteçleri tanımlayabilmek önemlidir.

Bugüne kadar, T hücrelerinin (adaptif bağışıklık sisteminin bir parçası olan bir tür lenfosit) infiltrasyonunun kolorektal kanserli hastaların hayatta kalmasında önemli bir rol oynadığı zaten biliniyordu. Bu nedenle, kolorektal kanserli 600'den fazla hastadan alınan örneklerde 'TCR immüno-sekanslama' adlı yeni bir teknik kullanarak, bu yeni biyobelirtecin yararlılığını doğruladılar. Bu yeni teknik, hem sızan T lenfositlerinin miktarını hem de farklı hedefleri tanıyan lenfosit çeşitliliği olan klonalitesini ölçer.

Bu çalışma, Katalan Onkoloji Enstitüsü (ICO) Onkoloji Veri Analiz Programı (PADO) başkanı Víctor Moreno, Bellvitge Biyomedikal Araştırma Enstitüsü (IDIBELL), CIBERESP ve Barselona Üniversitesi ve ekibi tarafından yürütülen bir işbirliğidir.

Bu Çalışma Nasıl Yapıldı?

Bu yeni TCR immüno-sekanslama tekniğini kullanarak, üçü ICO Hospitalet'ten ve biri İsrail'den olmak üzere dört farklı çalışmadan toplam 640 kolorektal kanser tümörü sekanslandı. Böylece, diğer yöntemlerden farklı olarak, TCR bölgelerinin (tümör antijenlerini tanıyan lenfositlerdeki reseptör) dizilenmesiyle, hem tümöre sızan T hücresi bolluğu hem de klonalite indeksi elde edildi.

Elde edilen sonuçlar, her iki değişkenin kombinasyonunun, hem miktar hem de klonalite, prognoz ile ilişkili olduğunu göstermiştir. En yüksek TCR miktarına ve klon çeşitliliğine sahip örnekler, hastalığın daha iyi prognozunu gösteren örnekler olmuştur. ICO-IDIBELL Onkoloji Veri Analiz Programı (PADO) başkanı Víctor Moreno, "Bu çalışmanın sonuçları, daha yüksek TCR seviyelerinin ve daha fazla TCR reseptör çeşitliliğinin, hala net rekürrens belirteçlerinin olmadığı bu spesifik hasta grubunda daha iyi bir prognozla ilişkili olduğunu göstermektedir."

  1. Benzer İçerikler