ÜYE OL ÜYE GİRİŞ
ÜYE OLUN / GİRİŞ YAPIN
RxMediaPharma

Joker: Sadece Ben Miyim Yoksa Dünya Daha Çılgına Mı Dönüyor?

Nörokriminolog Adrian Raine, büyük yankı uyandıran Joker filmi hakkındaki yorumlarını bir yazı ile açıkladı.
21 Ekim 2019

“Sadece ben miyim yoksa dünya daha mı çılgına dönüyor?” yeni Joker filminde Arthur Fleck psikoloğuna sorar.

Asıl cevap her ikisi de.

Fleck, akıl sağlığına olan tutkusunu yitiren bir adam, ancak “orada” dünyası, kanunsuzluk, eşitsizlik, yolsuzluk, kesintiler ve çaresizlikten oluşan bir barut fıçısı. Joker’in hikayesi 1980’lerin başında düzenlenmiş, ancak günümüzde giderek artan çılgınlık bilinçli bir şekilde çınlar. Filmde psikoloğu, “Bunlar zor zamanlar” diyor ve kameraya dönerek göz kırpıyor.

Pensilvanya Üniversitesi’nde profesörlük yapan nörokriminolog Adrian Raine, büyük yankı uyandıran Joker filmi hakkındaki yorumlarını bir yazı ile açıkladı.

Profesör Raine filmde genetiğin, çocukluk çağı travmasının, tedavi edilmeyen akıl hastalığının ve toplumsal provokasyonun bir araya gelmesiyle bir insanın şiddete ne kadar meyilli olacabileceğinin çok doğru bir şekilde anlatıldığını söylüyor ve ekliyor; “Film, bir araya geldiğinde bir katil yaratan arka plan ve koşulların şaşırtıcı bir şekilde doğru bir tahminiydi. 42 yıldır suç ve şiddetin nedenini araştırıyorum. Ve bu filmi izlerken, bunun bir ilham kaynağı olduğunu düşündüm. Bu filmi derslerimde bir eğitim aracı olarak kullanmak için daha ayrıntılı incelemeyi düşünüyorum. Sınıfta tüm bu faktörler hakkında konuşuyorum ve dürüst olmak gerekirse, bu faktörleri oldukça güçlü bir şekilde gösteren çok dramatik ve stilize edilmiş bir film olsa bile, bu parçaların tümüne uyan gerçek bir hikaye elde etmek gerçekten zor.”

[Joker’i henüz izlememiş olanlar için bu kısımdan sonrası spoiler içerebilir]

Raine ayrıca Arthur Fleck’in rahatsız edici dönüşümüne sebep olan faktörlerin bir listesini de sunuyor. Bunlar arasında çocukken ihmal edilmek, fiziksel istismar, evlatlık olmak ve bunu dramatik bir şekilde öğrenmek, yoksulluk, anne-bebek bağ sürecinin sağlıksız olması ve hatta yetersiz beslenmek gibi faktörlerin bulunduğunu söyleyen Raine, akıl hastalığı olan insanların tehlikeli olarak damgalanmasının da çok yanlış olacağının altını çiziyor.

Filmde Arthur’un işten kovulmasına sebep olan arkadaşına zarar vermesi, dövüldüğünde başka insanları dövmesi, evlatlık olduğunu öğrendiğinde annesine zarar vermesi gibi örnekler, bu örneğin reaktif agresif olduğunu gösteriyor ve Raine bu durumu “Zihinsel sağlık sorunları olan insanlar üzerinde yaptığımız çalışmalar bu insanların hepsinin tepkisel saldırganlık gösterdiğini ortaya koyuyor.” şeklinde açıklıyor.

Raine’e Arthur’a ne teşhisi koyacağı sorulduğunda ise “Şizotipal kişilik bozukluğu” cevabını veriyor. Şizotipal kişilik bozukluğunun, şizofrenin daha sakin bir alt tipi olduğunu; ancak garip inançlar, tuhaf davranışlar ve konuşma şekli, aile dışından hiç kimse ile yakınlık kuramama gibi şizofrenide görülen belirtilerin bu hastalıkta tanı kriterleri arasında olduğunu açıklıyor.

Raine ayrıca bu örnekle Arthur Fleck'in hayatı boyunca özgür iradesi olmadığını düşündüğünü, yürüyen bir saatli bomba olduğunu ve tek gerekenin dayak yemek/işten kovulmak gibi bir tetikleyici olduğunu ve hiç kimsenin aslında bu şekilde doğmadığını vurguluyor.