ÜYE OL ÜYE GİRİŞ
ÜYE OLUN / GİRİŞ YAPIN
RxMediaPharma

Obez Transplantasyon Alıcılarında Yağlı Karaciğerler Daha Kötü Sonuçlar Veriyor

Yeni bir çalışmanın sonuçlarına göre, obez alıcılarda donör karaciğerindeki yağ nakil sonrası ölüm riskini artırıyor.
20 Mart 2019

Transplantasyon uygulamaları, son 15 yıldan bu yana çok değişmiştir. Günümüzde özellikle genel durumu daha kötü hastaların transplantasyona girdiği izlenimi oluşmuştur. Kullanılan hemen hemen her organın kendisiyle ilişkili bazı riskleri vardır. Hangi organların hangi hastalara nakledileceğinin belirlenmesinde kullanılan veriler ise oldukça eskidir.

Geçmişte, karaciğer nakli uygunluğu için 35 kg/m²'lik bir sınır vücut kitle indeksi (VKİ) kullanılmış ve nakil yapılmadan önce hastalardan kilo vermeleri istenmiştir. Fakat karaciğer nakli için eşik değeri gün geçtikçe bir şekilde yükselmiş ve bu eşiğin bazen 40 kg/m²'ye ulaştığı kayıtlara geçmiştir.

Bir grup araştırmacı klinik çalışmalarında, obez karaciğer alıcılar ve yüksek oranda makrosteatotik karaciğerin, normal ağırlıktaki alıcılar ve normal aralıkta makrosteatozlu karaciğerden daha kötü sonuçlar verdiğini fark etmişlerdir.

Buradan yola çıkarak araştırmacılar, başarılı nakil işleminden önce greft biyopsisi yapılan 23.504 karaciğer donörünü ve alıcısını analiz etmişlerdir. Greftlerde, biyopside steatozun en az %30 olması, yüksek oranda makrosteatotik karaciğer olarak tanımlanmıştır. Obezite, asit hacmine göre ayarlandıktan sonra 35 kg/m²'nin üzerinde bir VKİ olarak tanımlanmıştır.

Vakalar; yüksek VKİ alıcılarında yüksek makrosteatoz greftler, yüksek VKİ alıcılarında normal greftler, normal VKİ alıcılarında yüksek makrosteatoz greftler ve normal VKİ alıcılarında normal greftler olmak üzere dört gruba ayrılmıştır. Gruplarda genel olarak, karaciğer alıcılarının 2675'inin yüksek bir VKİ'ye sahip olduğu ve 2002 karaciğerin yüksek makrosteatotik olduğu görülmüştür

Morbid Obez Hastalarda Organlar Dikkatli Seçilmeli

Kohortlarda yaş, son evre karaciğer hastalığı modeli (MELD) skoru, nakilde serum sodyumu veya bekleme listesine harcanan zaman arasında klinik olarak anlamlı bir fark yoktur. Yüksek VKİ - yüksek makrosteatoz kohortunda greftlerin, makrosteatoz dışında, diğer kohortlara göre biraz daha düşük risk altında olduğu görülmüştür.

Çalışmada, alıcılarda yüksek VKİ; alıcı yaşı, ek donör risk faktörleri, alıcı hastalık etiyolojisi ve transplantasyonda MELD skoru için ayarlamadan sonra, 30. ve 365. günlerdeki transplantasyon sonrası mortalitenin bağımsız bir belirleyicisidir. Bu hastalardaki greftin yüksek makrosteatozu, 30. gündeki mortalitenin en güçlü bağımsız belirleyicisidir. Bulgular, bu etkinin azalarak 365 güne kadar sürdüğünü göstermiştir.

Transplantasyon sonrası tüm zaman noktalarında, mortalite, yüksek makrosteatoz-yüksek VKİ kohortunda en yüksek ve normal greft-düşük VKİ kohortunda en düşük olduğu görülmüştür. Yüksek makrosteatoz- yüksek VKİ kohortu ve diğer kohortlar arasındaki farklar, tüm zaman noktalarında istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Düşük makrosteatoz - yüksek VKİ ve yüksek makrosteatoz - normal VKİ kohortları arasındaki anlamlı fark saptanmamıştır.

Araştırmacılar, çalışmalarında elde ettikleri bulgular ve diğer verilerle birlikte, kimlerde kabul edilebilir bir nakil riski olduğunun yeniden tanımlanabileceğini belirtmişlerdir. Morbid obez olan hastalarda, nakledilecek organlar hakkında çok seçici olunması gerektiğine dikkat çekmişlerdir.

Referanslar

https://www.medscape.com/viewarticle/904708